Yüksek verimliliğe sahip ısı
yalıtım sistemleri, nitelikli birer ileri teknoloji ürünleridir. Dış cephesine
kaliteli sistemlerle ve profesyoneller tarafından bir ısı yalıtım sistemi
uygulanan binalar, ancak 30 yıl sonra tadilata ihtiyaç duymaktadır. Bu uzun ömürlülüğü sayesinde de çevrenin dengesi açısından
olumsuzluklar olumluya dönüşmektedir.
Konutlarda komple ısı yalıtım sistemi
uygulamak için en yaygın ve hesaplı yöntem polistirol esaslı (EPS) bir ısı
yalıtım sistemidir. Bu malzemenin üretimi sonucunda ürünün tüm yaşam döngüsü
hesaba katıldığında ve diğer yalıtım malzemeleri ile karşılaştırıldığında
sadece biraz daha fazla miktarda CO2 açığa çıkmaktadır. Ancak polistirolun
yalıtım özellikleri o denli iyidir ki, uygulamanın ardından tasarruf edilen enerji
masrafları sayesinde, enerjinin üretimi için harcanan giderler birkaç yıl içinde
karşılanabilmektedir. Giderlerin karşılandığı bu noktadan sonra polistirol ısı
yalıtım sistemi gerçek, olumlu bir çevre etkisi sağlar ve böylelikle CO2
emisyonunun azaltılmasına katkıda bulunur.
Isı yalıtım sistemlerinde kullanılan bir diğer ürün ise taş yünüdür. Taş yünü, yanmaz özellikte yalıtım malzemesidir. Taş yünü ile yapılmış ısı yalıtım sistemleri genellikle okul, hastane ve kamu kurumlarında tercih edilebilmektedir. Diğer yalıtım plakalarına göre biraz daha yüksek maliyetli olması nedeniyle bu yalıtım malzemesi, genellikle yüksek yapılarda veya büyük boyutlu konut binalarında yangının farklı bölümlere sıçrayarak yayılmasını, örneğin odada çıkan bir yangının pencereler üzerinden dış cepheye sıçramasını önlemek amacıyla, bölgesel olarak kullanılmaktadır.
Konforlu yaşam mekanları
Sağlıklı bir ortamın sağlanması için ortam sıcaklığı ile duvar iç yüzey sıcaklığı arasında en fazla 2-3 °C’lik bir sıcaklık farkı olmalıdır. Ortam sıcaklığının 20 °C olduğu düşünülürse duvar iç yüzey sıcaklığı 17°C’nin altına düşmemelidir ki konforlu bir konut sıcaklığı 19-22 ºC iken, nem oranının da %40-60 aralığında olması gerekir. Sıcaklık farkının büyük olması durumunda içeride bir hava hareketi oluşur ve bu hareket ile oda içerisinde gözle görülmeyen toz parçacıkları hareket ederek insan sağlığını etkiler. Duvar iç yüzey sıcaklığının ortam sıcaklığına yakın tutmanın tek yolu ise ısı yalıtımıdır.
Ayrıca ısı yalıtımsız mekânlarda, oluşan nemli ortamlar (duvarlarda terleme, küflenme gibi), mikroorganizmaların üremesi için uygun koşulları yaratır. Bu da ortamdaki havanın solunum yolları için zararlı hale gelmesine yol açıyor. Nemli ortamlar ve bu ortamlardaki küf oluşumu, özellikle küçük çocukların üst solunum yolu rahatsızlıkları yaşama riskini büyük ölçüde artırır.
İyi yalıtılmış dış duvarlar sayesinde iç mekanlarda hava akımı azaltılır, bu da konut iklimini olumlu yönde etkiler. Özellikle eski evlerde ve müstakil konutlarda, iç mekanlarda meydana gelen hava akımı ciddi bir sorundur. Soğuk dış sıcaklık koşullarında, yetersiz izolasyon nedeniyle, binaların farklı kısımları arasında hızlı bir şekilde sıcaklık farkları meydana gelir. Örneğin, mutfak ve oturma odası bir şekilde ısınmış olsa da, üst kattaki merdiven boşluğu ve koridorlarda rahatsız edici bir soğuk hakim olabilir. Alanlar arasındaki farklı sıcaklıklar nedeniyle iç mekanlarda hava akımları meydana gelir. Bu ise genellikle pencerelerin hava geçirmezliğinin yetersiz olması ile bağdaştırılır. Ancak eski pencerelerin hava geçirgen olmayan yenileriyle değiştirilmesi halinde bile iç mekanda hava akımlarının önüne geçilemez. Bunu önlemek dış cephe üzerinde ısı yalıtımı uygulanması ile sağlanabilir. Aynı zamanda, konutun izolasyonuna da hizmet eden ek yalıtım katmanı sayesinde iç mekanda artık büyük oranlı sıcaklık farklılıkları meydana gelmez. Konutun her yeri eşit bir şekilde sıcak olarak algılanır ve sıcaklık farkı nedeniyle hemen hemen hiç hava akımı oluşmaz.




